Mısır ordusunun Sina Yarımadası’nda, İsrail sınırına sadece 100 metre mesafede gerçekleştirdiği askeri tatbikat, bölgede uzun süredir görülmeyen bir gerilim ortamı yarattı. Mısır-İsrail sınırında on yıllardır süren sessizlik, bu tatbikatla birlikte bozuldu ve birçok uzman tarafından askeri bir eğitimden öte stratejik bir mesaj olarak değerlendirildi. İsrailli yetkililer, bu hareketliliğin Camp David Antlaşması’nın güvenlik şartlarına zıt olabileceğini öne sürerek, Mısır birliklerinin sınıra bu kadar yaklaşmasını ‘kırmızı alarm’ olarak nitelendirdi.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, bu tatbikat, “Mısır tarafından hassas bir dönemde verilmiş bir mesaj” olarak yorumlandı. Al Arabiya’da yayımlanan bilgilere göre, İsrail ordusu, sınırda yaşayan yerleşimcilerle önceden koordine edildiğini belirtmek zorunda kaldı. Ancak bu ifadeler, bölge halkının endişelerini yeterince gidermedi. Güney bölgelerde yaşayan bazı kişiler, patlama ve gerçek mühimmat sesleri duyduklarını aktarırken, birçok yerleşimci de ‘sıfır temas noktasındaki’ bu askeri faaliyetlerin güvenlik riski taşıdığını ileri sürdü.
Tatbikatın en dikkat çekici yönü, kullanılan silahların türü ve sınır hattına olağanüstü yakınlığı oldu. Gerçek mühimmatla yapılan atışlar ve baskın simülasyonları, Mısır’ın Sina’daki tam egemenliğini vurgulamak ve sahada yeni bir fiili durum oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. İsrail medyasına göre, bölgede “angajman kurallarının değişmekte olduğu” yorumları yapılıyor. Tel Aviv yönetimi, kamuoyunu ‘rutin eğitim’ açıklamalarıyla yatıştırmaya çalışsa da, bazı askeri analistler Mısır’ın bu kararlılığının ‘stratejik caydırıcılık mesajı’ taşıdığına dikkat çekiyor.
Tüm bu gelişmelerin ardından, İsrail parlamentosu Knesset’te Dışişleri ve Güvenlik Komitesi Başkanı Boaz Bismuth, Mısır’ın tatbikatlarını bu haftaki ‘güvenlik değerlendirme oturumu’nun gündemine taşıdı.
Camp David Antlaşması, 1978 yılında ABD’nin arabuluculuğunda Mısır ile İsrail arasında imzalanan ve Orta Doğu’daki dengeleri köklü bir şekilde değiştiren tarihi bir barış anlaşmasıdır. ABD Başkanı Jimmy Carter’ın öncülüğünde, Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında yapılan bu anlaşma, iki ülke arasındaki ilk resmi barışın temelini oluşturmuş ve 1979’da imzalanan Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nın zeminini hazırlamıştır. Anlaşma gereği Mısır, 1967 yılından bu yana İsrail’in işgali altında bulunan Sina Yarımadası’nı geri alırken, İsrail de Mısır ile savaş durumunu resmi olarak sona erdirmiştir. Anlaşmanın en kritik maddeleri arasında, Sina Yarımadası’nın kademeli olarak Mısır’a devredilmesi ve bölgede askeri sınırlamalar getirilmesi yer alır. Buna göre Sina Yarımadası, ağır silahlardan arındırılmış ve belirli alanlarda sınırlı asker konuşlandırılmasına izin verilmiştir. Ayrıca, taraflar arasında karşılıklı tanıma, sınır güvenliği, serbest geçiş (özellikle Tiran Boğazı ve Süveyş Kanalı) ve ABD’nin güvenlik garantileri gibi unsurlar da anlaşmanın önemli bileşenleridir. Bu düzenlemeler, özellikle İsrail’in güvenliğini sağlarken, Mısır’ın da egemenliğini yeniden tesis etmesine yardımcı olmuştur.